February 24, 2013
buğu

bazen zaman öyle bir duruyor ki

üzerine çiy gibi yağıyor insanın

üşütürken soğuğu yakıyor da

blahlbahlbalab

February 24, 2013

yazmaz oldum, ağlamaz hatta ağlayamaz oldum. insanlıktan çıkıyorum galiba.  

açıkçası düşünmüyorum, akışına bıraktım biraz da bu suyun gideri ayak yoluymuş gibi duruyo

hadi bakalım hayırlısı

September 13, 2012

ne yalan söyliyim kendimi beğeniyorum hacılar. hatta itiraf ediyorum ki narsistliğim sayesinde intiharın eşiğinden döndüğüm oldu. 

September 13, 2012
acil günlükleri: 11.08.12

acildesin:

günlük münlük dedim, bir anlık gaza geldim yazarım dedim ve her zaman yaptığım gibi üşengeçliğime yenik düştüm. belki de üşengeçlik değildi esas mesele de artık alıştığımızdan ötürü her şey normal gelmeye başlamıştı, rutine bağlanmıştı ve yazma hevesi getirmiyodu.

ama şöyle bir mesele var burda….

başarılı mı? bence başarılı :D megoloman mıyım? değilim be bence :D:D

September 13, 2012

şu hayatta en istediğin şey ne deseler dans etmek diyebilirim galiba. bir şeyi hiç bu kadar içten sevip isteyebileceğimi düşünmezdim. ya da belki de platonizm gibi bişey olmuştur benim bu ilgim. ya da çocukluk aşkı mereti gibi bişey. az önce bir müzikal seçmelerine kaydımı yaptırdım ve içim nasıl hoş oldu nasıl bir coşkuyla doldu anlatamam.. zaten şu an dinlediğim müzikler de ruhumu gıdıklıyorlar, ağlayabilirim az sonra. bir de galiba benim müziğe olan aşkım danstan kaynaklanıyor olabilir. hep bir müzisyen olmak istemişimdir. ama müzik benim için girdi. müziği çıktı yapamıyorum pek bence. çok iyi şeyler üretemiyormuşum gibi geliyor. nailecim çok da iyi olduğumu söylerdi halbuki ama nedense ben kendimi beğenemedim. enstrüman çalmak insanı kısıtlayan bir şey gibi sanki. dans ederken bütün vücudunu kullanıyorsun. beyninde yarattığı etki büyük, duygularını yansıtabileceğin yollar, kapılar çok. enstrümanda sadece parmakların dans edebiliyor. mimik katsan bile ne bileyim. beyine verdiği haz daha yüksek sanki dans etmenin. etki ettiği alan geniş bir kere. ay bilmiyorum dans etmek dedikçe heyecanlanıyorum. bi de hep eskiden beri hayalim müzikalde oynamaktı. umarım bu sefer geçenki gibi patlamaz. şimdi mütevazilik yapamiycim tiyatro hocası olan kadın sende sahne ışığı var demişken, koskoca tunç hoca dans etmeye devam et demişken benim götüm niye kalkmasın, neden teşvik olmayayım deymi? eskiden beri en iyi yapabildiğim şey dans etmekmiş gibi geliyor. bir de insanlardan gelen geribildirimler yok mu!! vay efendim sen ayrı bir dans ediyorsun, duygularını çok güzel yansıtıyorsun diyen insanlar, hususi seni izledik diyen teyzeler falan haliyle götüm kalkıyor biraz gaz alıyorum. bir de kendini yönetmen koltuğuna oturtanların demoralizasyonları yok mu!! Fuck’em all. allahım iişşallah güzel şeyler olur.

bir de asıl sorun ne biliyonzi? sakatım, sakatlanıyorum. ama aslında hep de dans ederken oluyor. su testisi su yolunda kırılır? çok elazığlı konuşması gibi oldu ama ne bilim yaaa.. 

bir kere dans etmek demek bence beynin vücut üzerinde full hakimiyetinin olması demek, löpçük yağ yumağını full kapasite kullanmak demek. çıldırışlı sinapslar oluşması demek. demek de demek.

çok istiyorum galiba tanrım umarım bir şeyler yapabilirim. bir şeyi istediğimden çok nadir emin olurum, genelde kararsızımdır. çözümlerim umarım her şeyi.

tanrım allahım falan diyorum da ateyistin en önde gidenlerinden olabilirim aslında haa.. ama olsun. hep konuştuğunu var saydığın bir “allah baba”nın varlığı güzel bir şey. tanrı benim hayali arkadaşım.

sevgilim olduğu zamanlar yazmam azalır. anlatma ihtiyacımı gerçek kişilerle gidermeye başladığımdan olsa gerek. 

yazmayı da çok severim aslında, hatta bu konuda da fena değilim galiba.

bir de bipolar olduğumdan şüpheleniyorum bazı bazı. hayatımın ritmi oldukça değişken. en ufak bir şey beni çok tepelere çıkartabilirken 1 gün sonrasında dibe delicesine çökebiliyorum. duygusal ritmim beni tutmaya başladı yalnız midem bulanıyor. 

aslında bu yazdıklarım da hep “biri”lerine anlatmak istediklerim, benim tanımasını istediğim yönlerim.

tadaaaa.. bu sene açıköğretimden sosyolojiye başlıyorum. felsefe mi sosyoloji mi çok arada kaldım ama şu dünyada her şey insan ve biz aslında nalet olsun ki çevremizle varız. kahretsin ki sosyal yapının bir parçasıyız. felsefe içimize döndürürken sosyoloji bütünü tanımamızı sağlıyormuş gibi geliyor. aslında kanıksadığım bütün tabular sosyal çevre kaynaklı bence. işte bu yüzden ama bir de 4. senedeki din ve sosyoloji ve de suç ve sosyoloji isimli dersler yüzünden sosyoloji seçeceğim. felsefe ile kişisel olarak ilgilenmek daha samimi geldi.

her şeyin başı insan.. kulağa çok ürkünç geliyor fekat ööyle

iyi geceler

August 10, 2012

ölen kişilerin gökyüzünde bir yıldıza dönüştüğünü söylerler utanmadan..

kişinin çoban yıldızının öldüğünü düşünsenize! sana yol gösterecek olan şey, hayatını zorlaştıran, seni sürekli yalpalatan ve aslında her sorunun altında yatan bir kara deliğe dönüşmüş! alın bir de burdan yakın! 

June 23, 2012

kendimi bildim bileli “neden” sorusunu çok soran bir insanım. kendimi bilmediğim dönemlerde bile öyleymişim annem anlatır. her şeyi sorgularım, kendime de bir türlü rahat ettirmem , hep eşelenirim düşüncelerim arasında, dar ederim kendime dünyayı

şu son dönemlerde de (son dönemler dediğim belki 1 yıl falan en az) neden geldim ben dünyaya diye soruyorum. evet , çok da enteresan ne bileyim sıra dışı bir soru değil farkındayım, ama işin içinden çıkmakta şahsi olarak oldukça zorlanıyorum. bu dünyaya doktor olmak için gelmediğim bir gerçek artık bunu kanıksadım, insanlara da kanıksatmaya çalışıyorum. ama ne olacağım?

ne olacağımı kestiremiyorum şu dönemde ama madem ne olacağımı bilmiyorum, mutlu olmaya çalışayım bari, belki “mutlu olma”nın yolu beni ait olduğum yere götürür.

June 11, 2012

biri elimden tutsun nolur

June 4, 2012
küfürlü konuşucam kusura bakmayın

ya ne sikik bi iş bu ya!! anlatacak adam da yok eve nalet, evi geç ankara’da yok. mal gibi bi işin iiçine girdik, kendine koreograf diyen adamın hareketlerini sevgilisi düzeltiyo bak bu ritme uymuyo diye. koreograf daha adamakıllı hareketleri bilmiyo, mal mal bağrınıyo. haklı olduğu yerler yok mu, var ama durumu sıçmaz bulaşmaz sancılıktan başka bişey değil yani!!! 

yemek yiyince de mallıyorum bütün hareketleri karıştırıyorum’

galiba dizimi de sakatladım yine ooooh, hop şalalalaaaaaaaaaa!

arkadaşlarımı oyuna çağırmak istemiyorum ya var mı böyle bişey

zaten bi yandan da össye hazırlanmaya çalışlıyorum. bok kazanırım ben hııı evet. 

lan prova yapacaksan de ki ne bilim 6 saat sürecek bişey, sabahtan akşama adamı bağlamak ne oluyo! 

dans ediyo gibi zaten hissedemiyorum, kendimi müzik eşliğinde harekey

June 2, 2012

aşık oldum galiba ben ya

ilk aşkımı unutabileceğim kesinlikle hiç aklıma gelmezdi

çok çekici bulduğum adam öpünce geri çevirmek hiç içimden gelmezdi

evimde,bu şehirde benim için kalan güzel adamı umursamamazlık etmezdim

hepsi 2 gün içinde oldu ve ben adamakıllı tanımadığım birine inanılmaz bağlılık gösteriyorum şimdiden

hissettiğim şey de çok enteresan, böyle sanki benim erkekte beden bulmuş halimmiş gibi geliyor kendisi, ve yüzündeki umutsuz ve mutsuz ifade beni kendine daha çok çekiyor,bunların ötesinde o sanki parlıyormuş gibi geliyor bana. Aşırı hoşlanmadığın adama gayet profesyonelce, tüm kozlarını kullanarak, her türlü oyunu da oynayarak yaklaşabilirsin de , çok hoşlandığın kişiye yaklaşamassın ya elin ayağın birbirine karışır, işte aynen öyle oluyor, sesimi bile kontrol edemiyorum

adamı düşününce hani ferah ve serin bir rüzgar eser de açılırsın, rahat rahat nefes alırsın, işte aynen öyle hissediyorum

ve bence en güzeli de şu; bu düşüncelerimin hiçbirinde libido kokusu yok. 

allahım bana yardım et 

napacam bilmiyorum

sabırla bekliyorum

cesur davrananın bir şeyler elde edebildiğini gördüm, ama batırmak istemiyorum 

abi seviyosam gidip söyleyim demi?

yemiyor

Liked posts on Tumblr: More liked posts »